açılmak

nsz
1. açmak 的被动态: Dükkân açıldı. 商店开门营业了。Kapı açıldı. 门打开了。Okullar bu yıl erken açıldı. 学校今年提前开学了。Paket açıldı. 包裹已拆开了。Pencere rüzgârdan açıldı. 窗户被风吹开了。Yaram açıldı. 我的伤口裂开了。Yeni bir yol açıldı. 一条新路开通了。Burada market açılmaz; kalburla su taşımayın. 这儿不能开超市, 你不要竹篮打水一场空。
2. (颜色)褪色, 掉色, 变浅, 变淡: Perdenin rengi açıldı. 窗帘褪色了。
3. 清醒; 开心; (病情)好转, 见好: Ateşi düşünce hasta açıldı. 体温一下降, 病人马上就清醒过来了。İlâç içince açıldı. 他服药后立刻感觉好些了。
4. -e (船只)出航, 出海; 驶离, 驶向: Balıkçı kayıkları, çırpıntılı, çıplak denize açılıyor. 一艘艘小渔船向碧波荡漾、空无一物的大海驶去。Yüzerken açılmaktan korkuyorum. 游泳时我不敢游得太远。
5. 振奋, 振作, 开心: Ona ne zaman rastlarsanız, konuşsanız, içiniz açılır, efkârınız dağılır. 您不论什么时候遇见他, 只要跟他谈, 您就会心情开朗, 郁闷全消。
6. (云雾烟尘、黑暗等)散开, 散去; (天气)放晴, 明朗起来: Bulutlar açıldı. 云散了。Hava açıldı. 天放晴了。Sis açıldı. 雾散了。
7. 暴露, 坦露, 吐露隐情, 说知心话, 敞开心扉: Arkadaşım bugün bana açıldı, bütün meseleyi anlattı. 我的朋友今天对我说了心里话, 向我讲述了问题的全部。Bir kaç kadehten sonra açıldı. 几杯酒下肚之后他坦露了隐情。Herkese açılmak (或 güvenmek) doğru olmaz. 不应该信任所有的人, 不应当向所有的人敞开心扉。
8. (职位等)出现空缺, 空出
9. -e (门, 窗, 路等)通往, 朝向: Bu kapı bahçeye açılıyor. 这扇门通往花园。Bu pencere denize açılıyor. 这个窗户朝向大海。
10. (花等)开放: Çiçekler epey açılıyor. 鲜花盛开。
11. (鞋等)变宽松, 宽适: Ayakkabısı açıldı. 他的鞋宽适了。
12. (衣服等)破口, 破洞, 开绽: Pantolonun dizleri açıldı. 裤子的膝盖处破了。
13. (江河等)开放, 开通
14. 开始, 开始举行: İmtihamlar Haziranda açılacak. 考试将于6月份开始进行。
15. 挥霍, 奢侈, 浪费钱财, 铺张: Fazla açıldığı için iflâs etti. 由于过分铺张, 他破产了。
16. (举止)大方, 从容, 不拘束, 不紧张, 自由自在, 自如: Konferansçı gittikçe açıldı. 演讲者渐渐地变得从容不迫了。
17. (车辆等)开足马力, 放开地行驶: Araç uzun yolda açıldı, hızı arttı. 汽车在一眼望不到边的道路上放开地加速行驶。
◇ açılıp saçılmak 1) (妇女)过分裸露的穿着; 穿得破衣烂衫: Kızlarımın açılıp saçılmasına ben de razı değilim ama ne yapalım elde yok avuçta yok. 我也不愿意我的女儿穿得破衣烂衫, 可是我怎么办呢?我穷得一无所有。 2) (妇女)放荡不羁, 行为轻浮, 轻佻不端

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • açılmak — I, 193, 194; II, 71, 122bkz: açl ınmak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • açılmak — nsz 1) Açma işi yapılmak veya açma işine konu olmak Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Anayasa 2) Renk koyuluğunu yitirmek Perdenin rengi açıldı. 3) Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak Ateşi düşünce hasta açıldı. 4) e… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bahis açmak (veya açılmak) — belli bir konuda konuşmaya başlamak (başlanılmak) Senden bahis açılmadıkça susmak isterim. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gedik açılmak — giderilmesi çok güç bir eksiklik veya açık ortaya çıkmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hava açmak (veya açılmak) — bulutlar dağılmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kabak çiçeği gibi açılmak — utangaçlıktan çabucak sıyrılarak aşırı ölçüde serbest davranmak Komşular, kabak çiçeği gibi açıldı, ne malmış meğer diyorlardı. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bahtı açılmak — talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • imara açılmak — yapılaşma yasağı olan bir yerin üzerine yapı yapılmasına izin vermek Boğaziçi sırtları imara açıldı. A. Boysan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zihni açılmak — kavrayışı, anlayışı çoğalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çenesi açılmak — durmadan konuşmak, gevezelik etmek Sabahtan akşama kadar uyukluyorsun, gece olunca çenen açılıyor. M. Ş. Esendal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şöhret kapısı açılmak — meşhur olmaya başlamak Konser gezileri bizim üstada şöhret kapılarını ardına kadar açtı. N. Nadi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.